Diş kaplaması yaptırmayı planlayan pek çok hasta için estetik kadar önemli olan bir diğer konu da biyolojik uyumdur. Özellikle nikel, krom veya kobalt gibi metallere karşı alerjisi olan bireyler için eski nesil metal destekli porselenler, ağız içinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu noktada zirkonyum, modern diş hekimliğinin sunduğu en güvenli ve doku dostu çözüm olarak öne çıkar.
Vücudunuzun metal altyapılı bir kaplamaya tepki verdiğini şu belirtilerden anlayabilirsiniz:
Zirkonyum, bir metal elementinden türetilse de kimyasal yapısı gereği "biyoseramik" sınıfına girer. İşte alerjik hastalar için sunduğu 3 büyük avantaj:
Zirkonyum, insan vücuduyla en uyumlu materyallerden biridir. Kemik ve yumuşak doku dostudur. Vücut zirkonyumu yabancı bir madde olarak algılamaz, bu sayede bağışıklık sistemi herhangi bir alerjik reaksiyon başlatmaz.
Metaller ağız içindeki tükürük ve asitli gıdalarla etkileşime girerek zamanla oksitlenir (paslanır). Bu oksitlenme, alerjik reaksiyonun ana tetikleyicisidir. Zirkonyum ise korozyona karşı tamamen dirençlidir; ağız içinde asla çözünmez ve kana karışmaz.
Ağız içindeki farklı metaller arasında bazen mikro akımlar oluşabilir (Galvanizm). Zirkonyum yalıtkan bir materyal olduğu için bu tür elektriksel etkileşimlere ve buna bağlı hassasiyetlere yol açmaz.
Sadece alerjisi olanlar için değil, sağlıklı bir diş eti yapısı isteyen herkes için zirkonyum idealdir. Pürüzsüz yüzeyi sayesinde üzerinde plak birikimi metale göre çok daha azdır. Bu da diş eti iltihabı riskini minimuma indirir.
Eğer cildinizde ucuz takılara veya saat kayışlarına karşı bir hassasiyetiniz varsa, ağız sağlığınızda risk almamalısınız. Pro Estetik olarak, alerji riski taşıyan hastalarımızda estetiği ve sağlığı birleştiren zirkonyum restorasyonları öncelikli olarak tercih ediyoruz.
Pro Estetik Notu: Metal alerjinizden şüpheleniyorsanız, tedaviye başlamadan önce basit bir yama testi (patch test) yaptırarak hangi materyallere duyarlı olduğunuzu öğrenebilirsiniz.